Reklam
Reklam
$ DOLAR → Alış: 5,34 / Satış: 5,36
€ EURO → Alış: 6,05 / Satış: 6,08

Sorunumuz Ne Bizim?

Özlem Kılıç
Özlem Kılıç
  • 18.03.2017
  • Sorunumuz Ne Bizim? için yorumlar kapalı
  • 672 kez okundu

hukuk_cover

“Bütün hayatımızı yersiz çekingenliklerle mi geçireceğiz Olric? Cesareti yalnız kafamızda mı yaşayacağız?
Kendi sorunlarını çözemeyen bir kişinin, kusurlarının acısını başkalarına çektirmeye hakkı yoktur.”
Oğuz Atay
* * *
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı verilerinden derlenen bilgilere göre;
*1986-2003 yılları arası hükümetlerince kamu mallarının satışından elde edilen özelleştirme geliri: 8 milyar 240 milyon usd
*2003-2016 (temmuz) arası Akp hükümetince kamu mallarının satışından elde edilen özelleştirme geliri: 60 milyar usd civarı
T.C. Merkez Bankası ödemeler dengesi verilerinden derlenen bilgilere göre;
**2002’de Akp hükümetine, devir edilen ülke toplam borç tutarı:120 milyar usd
**2017 itibarıyla toplam ülke borcu 400-450 milyar usd civarında
Dış ilişkiler, tarım, hayvancılık, sanayi, enerji, eğitim, sağlık, din, asker/polis, adalet, bilim, kültür, ötekileştirme, savaş vs ülke sorunları ise artık saymakla bitmiyor.
Evet/hayır’lık yani tüm bu gerçekliğin üstüne bu tabloda, anayasal değişiklikle 1 kişiye tüm ülke yönetimini emanet etmeyi gerektirecek GEREKLİLİK nasıl hasıl olmuş olabilir?
Yaşam bu kadar çoklu, renkli, değişken, geçirgen, iletimli ve sınırlı bir yapıdayken, bunca yıl sonunda ülkenin ulaşabildiği nokta insanın içini acıtıyor.
Bunca yıldır onca yasayı meclisten kolaylıkla geçiren hükümet mesala 2002’de çıkarılan 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu 2014 yılı itibarıyla 162 kez değiştirebilmişse şimdi nedir yönetemediği?
100.defasında mesela yani, millete Kamu İhale Kanunu değişikliği için ne düşündüğü neden sorulmadı?
Üstelik referandum deniliyor ama tercih zarflarından önce “hayır seçeneği” vatan hainliği ile denk bir tercih opsiyonu olarak, vatandaş bilincinde mühürletiliyor.
Bu millet Çorum, Maraş, Sivas, Soma ve diğer katliamlarını daha birkaç yıl öncelerde yaşamadı mı? Çözümleyebildi mi gerçekten hatalarıyla, eksiklikleriyle, gerçek suçluları zihinlerde?
Tarih bilinci, millet nezdinde ancak açık, dürüst, tarafsız yargılamaların neticesel değerlendirmelerinin topluma aktarımı ve vicdanlı tartışılması ile oluşabilir. Aksi hali bilinçsiz toplum ile şuursuzluğa çıkar.
Milletin tercihine güvenilecekmiş. Anayasa da böyle diyor da, bunca sorun milletten çıkmıyor ki zaten. Asıl sorun millet kime güvenecek?
Medeni kanunda;
“Fiil ehliyetine sahip olan kimse kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir.
Kişinin aktif fiil ehliyetini kullanabilmesi için üç şart gerekmektedir;
a-Ergin olma
b-Ayırt etme gücüne sahip olma
c-Kısıtlı olmama. Akıl hastalığı ve zeka geriliği gibi durumlar fiil ehliyetini kullanmaya engel durumlardır.” deniliyor.
Doğum ile hak ehliyetine sahip olan birey, fiil ehliyetine ise kanunda belirtilen şartları taşıması koşulu ile kavuşuyor.
Devlet oy kullanan tüm vatandaşlarının ayırt etme gücüne sahip olduğunu, kısıtlı olmadığını nasıl ölçümlüyor böylesine önemli bir hususta? Hukuk bu bireylerin oylarının geçerliliğini bu çerçevede yasalara nasıl sığdırıyor somut veri olmaksızın?
Öyle şeyler okuyup, izleyip, gözlemliyoruz ki vatandaş olarak, akıl mantık, vicdan almıyor. Akıl sağlığımızdan kendimiz bile emin olamazken günde “ergin, ayırt etme gücüne sahip, kısıtlı olmayan” bu ülkenin gerçek seçmen sayısına dair fikri olan var mı?

Sevgi ve huzurla kalın.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ