Reklam
Reklam
$ DOLAR → Alış: 4,08 / Satış: 4,10
€ EURO → Alış: 4,98 / Satış: 5,00

“Millet, Tek Adam’dan büyüktür”

Cemil Aksu
Cemil Aksu
  • 29.03.2017
  • “Millet, Tek Adam’dan büyüktür” için yorumlar kapalı
  • 821 kez okundu

Cemil Aksu

“Başkanlık Sistemi” için en güçlü vurgulanan gerekçe, devlet yetkilerinin tek kişinin elinde toplandığında daha hızlı karar verme imkanı doğacağı, bürokrasinin koridorlarında beklemeden “iş”lerin yürümesini sağlayacağı, bunun da güçlü devlet olmamızı sağlayacağı…

Türkiye’de 1980’li yılların liberalleşme çabalarıyla birlikte “bürokrasi” eleştirileri de gözde konulardan biri haline geldi. Özelleştirmelerin de temel gerekçesi buydu. Yeşilçam’ın en çok hicvettiği konularından biri budur.  “Bugün git yarın gel” meşhur replik, tırnaklarını törpülemeye devam eden kadın memurlar ile çayını yudumlarken yan masadaki kadın memuru kesen erkek memurlar, bir imza için masa masa, oda oda günlerce dolaşan iş adamları, gariban esnaf ve köylüler ve her kapıyı açan “paralel müdür” çaycı… Velhasıl bürokrasi iş çevrelerinin de halkın da müzdarip olduğu bir sorun.

Bürokrasi sorunu, merkezi, üniter devletlerin hepsinde başedilmesi mümkün olmayan bir sorundur. En ücra bir belde de yapılacak bir yatırım için Ankara’nın bürokrasisinin odalarında alınacak kararın beklenmesi gerekiyor. Bunun son derece ifrata varan uygulamalarına özellikle Karadeniz’de baş belası olan hidroelektrik santral (HES) projelerinde, “Yeşil Yol Projesi”nde ve maden projelerinde çok karşılaştık. Ankara’da masa başında hazırlanmış, projenin yapılacağı bölgede hiçbir inceleme yapılmadan “kes-yapıştır” formatıyla hazırlanmış dosyalarla projeler uygulanmak istendi. Birçoğu halkın itirazları sayesinde mahkemelerce engellendi. Bazıları gerçekleşti ama bunlar da istedikleri verimi almadılar. Sonuçta hem vadiler büyük bir zarar gördü, hem de devlet kaynakları heba edildi.

Buna benzer birçok örnek verilebilir.

Fakat bürokrasi olmasın diye bütün yetkileri bir kişinin eline vermekle sorun çözülür mü? Eğer o kişi, ülkedeki her gelişmeyi yakından takip edecek kadar gözü kulağı varsa, hem diplomat, hem mühendis, hem tıp uzmanı, hem inşaat mühendisi, hem askeri deha, hem Avrupa hem de Ortadoğu uzmanı, hem sosyolog hem de toplum mühendisi… ezcümle herkese “şah damarından daha yakınsa”, “her şeyi bilen ise, yani haşa Allah ise, evet olabilir.

Meseleyi böyle mübalağa etmeye de gerek yok. Zira yönetim zanaatı, öyle tek kişi ile yapılacak bir iş olmadığını herkes bilir. Bunu ispatlamak için fazla teoriye de gerek yok. Şöyle bir düşünelim, acaba dünyadaki güçlü devletlerden hangisi ya da hangileri bugün Türkiye için tek yol olarak gördüğümüz “Türk Tipi Başkanlık Sistemi”ni uyguluyor? Züccaciye dükkanına girmiş fil gibi görünen Trump bile “tek adam” değil, her şeye o karar vermiyor ama ABD dünya sisteminin başında. İngiltere, Almanya, Çin veya Japonya gibi ülkelerde de “Türk Tipi Başkanlık Sistemi” yok. Hindistan, Güney Kore, Brezilya gibi ülkelerde de…

Türkiye’nin ekonomide iç ve dış politikada karşı karşıya kaldığı sorunların nedeni “tek bir merkezin/Adamın ani ve hızlı karar verememesinden” mi kaynaklanıyor? Tam tersine, her konuda “tek adam” karar verdiği için bu durumdayız. Kendisi ve danışmanları dışında muhalefeti, bilim insanlarını, alanında uzman, deneyimli hiç kimseyi dinlemeden, her türlü eleştiriyi düşmanlık sayan bir anlayışla hareket edildiği için bu durumda değil miyiz?. Örneğin dış politikada böyle olmadı mı? “Muhafazakar demokrat”ların (“siyasal İslamcı” demek yerine Avrupa’daki emsalleri ile aynı adı kullanmak daha yerinde galiba) hareketin en önemli dış politika “hocası” Ahmet Davutoğlu eliyle RTE, dış politikayı tek elden belirledi ve yönetti zaten. “Neo Osmanlıcı” emperyalist heveslerle kurulan Ortadoğu politikası iflas edince de “eyy Batı, biz Şangay’a giriyoruz” diyen gene tek adam RTE idi. Ama öyle giriyoruz demekle de Şangay’a giremediğini gördük. “Milli Eğitim”de de aynısını gördük. Her bakan “kendisine göre” müfredat değişikliği getirdi, sınav yönetmeliği çıkardı. Solcu akademisyenleri, 12 Eylül darbesinde olduğu gibi, tek tek ve topluca işten atılmaları da “tek adamlık” icraatı zaten…

Hadi hepsini unutalım… Tek adam’ın bütün sorunlarımıza derman olacağını kabul edelim. Fakat bu sefer de bu “tek adamlık” için yanlış adamı seçmiyor muyuz?

Milli Görüş’ün “gömleğini çıkardı”ktan sonra, iktidarlığı boyunca birçok kez “kandırılan” bir “adam”a şimdiye kadar sahip olduğundan daha da fazla yetki vermenin neresi akıllıca! Kürt açılımında “kandırıldı”, Ergenokon, Balyoz vb. darbecilere, vesayetçilere karşı operasyonlar konusunda “kandırıldı”, Mavi Marmara olayında İsrail’e diklenirken “kandırıldı”, mülteciler konusunda “Kayserili pazarlığı” yaparken “kandırıldı”, Rus uçağı düşürülürken “kandırıldı”…

Bu referandum RTE için son kandırmaca oyunun oynanacağı bir seçim olacak. RTE, meydanlara ve medyalara çıkıp “millet”i kandıracağına adı kadar emin. Başarılı olursa, bir daha “millet”e ihtiyacı kalmayacak. Ama “millet” RTE’yi kandırır da Hayır derse, “millet tek adamdan büyüktür” demiş olacak, o zaman da hizmetinde her zaman RTE ya da başka siyasetçiler bulacak.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ