Siyasette bazen kendi klişelerimizin kurbanı oluruz. Her olay aslında yeni bir ilişkiler, durumlar, enerjiler karmasıdır ama insanlar bu “yeni olay”ı hemen eski olaylara benzeterek okumaya yani anlamlandırmaya çalışır. Bir tür eskinin tekerrürü olarak değerlendirme hatasına düşer.

Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinden AKP’ye yönelik yasaklama kararları karşısında muhalefet çevreleri işte böyle bir hataya düşüyor.

Hatırlayacağınız gibi, 7 Haziran seçimlerinden sonra 1 Kasım seçimlerine giderken Merkel  sık sık RTE ile görüşmüş, mülteci sorunu üzerine pazarlıklar yapılmış, bu arada da AB İlerleme Raporu’nun açıklanması seçim sonrasına bırakılmıştı. 1 Kasım’dan sonra açıklanan İlerleme Raporu’nda da Türkiye’ye bir çok eleştiri getirilmişti.

Şimdi aynı Merkel ve diğer AB ülkeleri Saray hükümetine sudan bahanelerle Avrupa’da “diktatörlük” için seçim çalışmasına engel çıkarıyor. Bu engellemelere karşı aslında Saray çevrelerinin diyecek pek bir şeyleri yok. Çünkü kabahatlerini biliyorlar. Gazetecilerin, HDP’nin eşbaşkanlarının ve  vekillerin tutuklanması gibi bir çok konuda hukukun canına rahmet okuyan uygulamalarından sonra Saray çevrelerinin “eyy Avrupa” diye nara atmalarının bir karşılığı yok.

Ama bizim muhalefet hemen Saray’ın imdadına yetişiyor. Avrupa’nın koyduğu yasakları sanki Türkiye’ye konulmuş yasakmış gibi Saray çevrelerini sahipleniyor. Başka konularda olduğu, bu konuda da “açık çek” veriyor.

Muhalefet, Avrupa’nın tavrını, hah işte Saray hükümetine “mağduriyet hamaseti” yapacakları bir koz verdiler, diye düşünüyor. Saray çevreleri de elbette böyle yapıyorlar. Ama muhalefet bu konuyu “milli mesele” yapma gafletine düşüyor.

Muhalefet, Avrupa’nın tavrını tam tersi bir söylemle, Hayır’ın etkisini güçlendirebilir.

Avrupa’nın Hayır’ı desteklediğini söylemekten çekinmenin hiçbir mantıklı açıklaması yoktur. Hayır’ı destekleyenlerin çok büyük kısmı, zaten AB üyeliğini destekliyor. İşin püf noktası, zaten AKP’ye yıllardır oy veren önemli bir kesim de AB üyeliğini destekliyor. Hatta AB ile ilişkilerin seyri bu kesimler için diğer birçok konudan daha önemli.

Önümüzdeki referandumda, kimlerin AKP’den koparak Hayır diyeceğini sanıyoruz? En başta, işlerinin riske girmeden devam etmesini “milli menfaat” olarak telakki eden bu liberal kesimler. Bunların bir kısmı tam da AKP’nin ilk dönemlerinde AB ile ilişkilerin geliştirilmesinden, komşularla “sıfır sorun” dış politikasından oldukça istifade edenlerdir.  “İstikrar”dan bu ülkelerle ticaretin istikrarlı bir şekilde yürütülmesini anlıyorlar. AB ve bölge ülkeleri ile ilişkileri bozulmuş, bu ülkelerden sürekli engelleme ile karşılaşan bir Türkiye, bu kesimlerin işlerinin bozulması anlamına geliyor.

AKP’ye oy veren diğer kesimlere, özellikle yaşlı ve yoksul Orta Anadolu’daki ve varoşlardaki seçmene, bu koşullarda  zaten temas kurma imkanına sahip değil muhalefet. Çünkü böyle bir örgütsel ağları yok muhalefetin. Medyanın neredeyse tamamı “yandaş”. Bu koşulları iki aylık sürede değiştirecek bir formül de yok.

Bu durumda, muhalefetin Hayır için ikna etmesi gereken AKP’li seçmen kitlesi esas olarak bu liberal kesimler oluyor. Bu kesimler muhtemelen RTE başkanlığı alırsa, AB ülkeleri ile arayı bularak işleri rayına sokacağını, şimdiki agresif açıklamalarından –daha önce birçok konuda yaptığı gibi- çark edip, yola geleceğini, diğer taraftan, elbette bir seçimden daha birinci olarak çıkmış bir hükümet ile AB ve diğer ülkelerin ilişkilerini kesmesinin mümkün olmadığını düşünüyorlar.

Tam bu yüzden Almanya’nın, diğer AB ülkelerinin “diktatöre yasak” koyma yaklaşımları bu kesimlerin, bu sefer işlerin eskisi gibi olmayabileceği konusunda bir uyarı olarak okumak lazım. Nasıl ki, 1 Kasım seçimlerinde AB İlerleme Raporu’nun açıklanmaması, AB’nin AKP’ye destek vermesi olarak okundu ise, şimdi de bu yasaklama kararlarını AB’nin AKP ile devam etmek istemediğinin açık ifadesi olarak okumak lazım. Bu durumda da, kalkıp AB ülkelerinin bu yaklaşımını AKP’ye “mağduriyet hamaseti” için koz verdiler diye dertlenmek değil, AB ile ilişkilerin seyrini her şeyden önemli sayan liberal kesimlerin ikna edilmesi için kullanmak gerekir.