Alaattin Topçu

Birileri bana kızacak, belki küfredecek ama olsun; diyeceğimi unutmadan, aklımda fazlaca biriktirip birbirine karıştırmadan kelimeleri yazılı hayata bırakayım istiyorum.

Bugün “Dünya Öykü Günü” olmasın; varsın o bir gün sonraya ertelensin. Bugün “Sevgi Günü” olarak bir “ilke” imza atsın. Atmışsa ve benim tarih bilgim/hafızam kıtsa özür dilerim. Bu durumda tekrarlamaktan zarar gelmez düşüncesiyle, mutlaka bir kez daha denensin diyorum…

Doğayı sevin, yaşam dostlarınızı sevin, ayazı sevin, çocukları, halen fırsatınız varken annenizi/babanızı, arkadaşınızı, dostunuzu, ötekini, yoldaşınızı, kitapları, anılarınızı, kendinizi sevin…

İdeolojinizi sever gibi sevin, inandığınız tanrıyı sever gibi, pirinize aşk gibi, kimliğinize/benliğinize sarılır gibi, yâre sevdalı gibi sevin ama mutlaka sevin…

Valentine’ye itiraz etmeniz anlamsız. Kapitalizmin bir oyunu olarak reddetmeniz de tuhaf kaçar. Yine söylüyorum, bugün hayatınızda sevgi dışında, her ne varsa onları, hiç değilse bir günlüğüne unutun ya da en iyisi hafızanızdan tamamen silin. Sadece ve sadece sevgiyi, aşkı, avareliği çağrıştıran her ne aklınıza geliyorsa onu/onları çoğaltın.

Lili Marlene’i hatırlayın. Dünyanın dört bir yanında “savaşlarda” öldüren/öldürülen çocuklarınızın yaşadıkları travmaları kalplerinizin derinliklerinde hissederek… Onların da bu büyük enerjiden etkilenerek hiç değilse bir günlüğüne, “komutanlarını” dinlemeyerek silahlarını susturmalarını sağlayın. Dünyanın egemenlerine insan olduklarını, canlı türü olduklarını, henüz tam olarak “makinalaşmadan” bu hırsa/hırsızlığa, kan-can pazarına bir son vermeleri gerektiğini hatırlatalım. Hiç değilse bir günlüğüne…

Şairler bugün aşk şiirleri, öykücüler aşk öyküleri yazsınlar, romancılar âşık karakterler yaratsınlar; bestekârlar aşk türküleri/şarkıları bestelesinler… Acıya, ayrılığa, ölüme, savaşa, sömürüye tek bir kelime bile yer verilmesin. Bir günlüğüne, hiç değilse bir günlüğüne bu kelimeler bilincimizden, ruhumuzdan silinsin. İnsanlık tarihine böyle muhteşem bir gün armağan edelim. Hiç değilse bir günlüğüne…

***

Kışla kapısının önündeki fener
Eskiden de oradaydı, şimdi de orada
Orada tekrar görüşsek ya
Dursak yine lambanın altında
Tıpkı eskisi gibi, Lili Marleen
Tıpkı eskisi gibi, Lili Marleen

İkimizin gölgesi sanki birdi
Birbirimizi nasıl sevdiğimiz kolayca görülebilirdi
Ve herkes yine görmeli
Bizi lambanın altında
Eskisi gibi, Lili Marleen
Eskisi gibi, Lili Marleen

Derken nöbetçi seslendi
‘Yat borusunu çalıyorlar, üç gün cezası var!’ dedi
‘Hemen geliyorum, yoldaş’ dedim
Ve sana veda ettim
Ah, oysaki nasıl isterdim gelmeyi
Seninle, Lili Marleen
Seninle, Lili Marleen

Yerinde adımların, zarif yürüyüşün
Akşam boyu parlıyordur
Ama beni unutalı çok olsa gerek
Bana bir şey olursa eğer
Kim kalacak lambanın altında
Seninle, Lili Marleen?
Seninle, Lili Marleen?

Sessiz odalardan, yerin yatağından
Aşk dolu dudakların, bir rüya gibi, beni kaldırıyor
Sabahın sisi dağıldığında
Lambanın altında olacağım
Tıpkı eskisi gibi, Lili Marleen
Tıpkı eskisi gibi, Lili Marleen