Neden saklamalı, bilmiyorum. Gerek yok -sanırım. Bunları sana söylemek veya seninle paylaşmak beni azaltmaz, yoksullaştırmaz. Güven duygusu önemli -birine mutlaka. Neden sana olmasın? Şu ana dek sadece ve ciddi olarak bir kez bu güvenin sarsıldığını hissettim -yerli veya yersiz, hissettim. “Güven bunalımı” aşılır mı? Aşıldı -inanıyorum.

Uzun yola çıkmanın anlamsızlığı aşikâr. Şöyle başlayacaktım cümleye: Ben sevgi, aşk, dostluk, ahlak, erdem gibi pek çok “değer”i “koy verin gitsin” misali cömertçe kullanamıyorum. Bunda “güven” sorunsalının önemli bir payı olduğu kanısında değilim. Daha çok kendime yönelik bir kuşku -kemirgeni. Ya üstesinden gelemezsem -takıntısı. Ya yarı yolda terk edersem sevgiyi, aşkı, dostluğu, arkadaşlığı -saplantısı. Buna mecbur kalırsam -kaygısı.

Muhatabımı hayal kırıklığı bataklığına çeker miyim? O bataklıkta debelene debelene boğulmasına vesile olur muyum? Çekince derin ve ürkütücü. Kendime dair değil ama. Bu ayrım gözden kaçmasın lütfen. Muhatabıma -eğer kendisine bir değer atfettiğimi anlamak/algılamak istiyorsa- meseleye bir de bu cepheden bakması gerektiğini söyleyebilirim.

O’na karşı -muhatabıma yani- sakındığım, söylemekten imtina ettiğim her sözcük aslında O’na verdiğim değerin ölçütü olarak da kabul edilebilir -edilmeli. Gönül bu sıfatları gani gani -cömertçe- kullanmayı ve kullanırken hakkını vermeyi istiyor. Gönül bu: altından kalkamayacağı işlere bulaşabilir pekâlâ. Yine de ben, kendimin sansürcüsü olarak ihtiyatı elden bırakmamaya gizli yeminliğim -sanki.

Muhatabıma diyeceğim odur ki… Elbette bendeki duvarları yıkmak isteme hakkına sahipsin. Hatta bu doğrultuda eyleme geçme hakkına da… Bu, bir seçeneğin olabilir. Kabulleniyorum. Yeri geldiğinde son derece itaatkâr olabilirim. Boşuna yayına hazırladığım toplu şiirlerin ikinci cildinin adını Militan ve İtaatkâr / Militan ve Evcil koymadım!

Diğer seçenek mi? İlişkiyi/ilişkimizi zamana yayarak sözsüz edimlerin yansılarını fotoğraflamak olabilir. Pazılın parçalarını -görüntülerini- bir araya getirerek tabloyu mükemmelen duvara asabilirsin. Duvarı yıkmak yerine süslemek -muhteşem bir seçenek değil mi sahi?

Zamana yaymak… Doğrusu bir hayli de “gergin”lik yaratıcı. Bu sözcüğe, çağrıştırdıklarına mim koy. Süreç her zaman olumlu sonuçlara gebe kalmayabilir. Kaldığında, sakat, engelli doğumlara da yol açabilir. Yani? Arada pazılı bırakıp fırça darbelerini hızlandırmak, yer yer de sert müdahalelerde bulunmak gerekebilir. Yıkıcı, yapıcı sonuçlara da hazırlıklı olmalı -elbette.

Seni düşündüğümde… Onca yıl kaybının benim açımdan hayli derin kuyuya aktığını fark ediyorum. Kaybın büyüklüğü, derinliği karşısında hakikaten bocalıyorum. Olgunlaşmak, medeni cesaret, netleşmek… Araya dalış yapan yılların gadrine uğruyor. Sonuçta enikonu beceriksizleşiyorum işte!

Keşke’si yok. Akışı hangi yönde hızlandırmak gerektiğine karar veremiyorum. Sanırım sen de bu konuda benden özel bir çaba/adım bekliyorsun. Yanılıyor da olabilirim. Gidişatın güzergâhı -ve hızı tabii- zihninde/ruhunda pek sorguya, sorgulamaya açık arazi değildir. Öyle ya da böyle, bilmek isterim doğrusu.

Aksi halde adımlarımdaki sarhoşluğu hoşlukla karşılamanı bekleme hakkına sahibim -öyle değil mi? Tutukluyum. Tutkularımı ele verme noktasında özellikle. Yine de bu kendini engellemişliğin patlayacağı an gelebilir. Fışkıracağı ve sel olup akacağı an… Felakete yol açmaması adına işte… Üç noktalara sığınıyorum.

Beni anla -diyorum. Tabii seni anlat da -diyorum. İki gücün/iradenin buluşması, kaynaşması sonuçta öyle kolay değil. Üstelik herhangi bir cinayetten sonuna kadar imtina etmekte oldukça mahir iki güç/irade bu…

Arada sakatlığa yer var mı? Küsmeyeceğiz -birbirimize. Küstürmeyeceğiz -birbirimizi. Sevgi, aşk, dostluk, arkadaşlık… Hangi boyutta mevzilenirsek mevzilenelim, birbirimizi anlamaya yönelik derin iç görüler geliştirme arzusu…

Seni kaybetmeyi, bendeki benden sonsuza dek dışarı attım. Böyle bir olasılığa yer bırakmadım bende. Bu konuda çok netim. Umarım sen de bu noktada -bana karşı- netsindir, netleşmişsindir.

“Sevdiklerime karşı korunaksızım, korumasızım” diyorsun.

Eminim ki sevdiklerin de sana karşı korumasız-dırlar, korunaksızdırlar. Bunun da -en azından benden yana- farkındasındır.

Gece ilerliyor…

Alaattin Topçu